Kayıtlar

Deneme etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Uykunun Uğramadığı Geceler

 Uykunun Uğramadığı Geceler     Gecenin bir vakti uyandım. Tüm dünyanın sessizce beklemeye karar verdiği vakitlerden biriydi. Sanki başıma gelen şeylerin inanması güç bir rüya olup olmadığından emin olmak istiyordum. Gördüğüm şey, tek kelimeyle anlatılamayacak kadar harikuladeydi. Öylesine orada olamayacak kadar güzel bir çiçekti. Bir anlığına kendimi onun bakışlarına kaptırdım. Bana her zaman önemliymişim gibi bakan gözleri bir kemanın hüzünlü sesi kadar mavi ve çamlardan oluşan uçsuz bucaksız bir ormanın hayalinin geride bıraktığı izlercesine derindi. Böylesine gözler için bakmak, içindeki tüm yıldızlarla siyah gökyüzünün varlığı kadar güzel bir lütuftu. Saçları dünyanın kalbinde yanan bir ateşin en sıcak yerinden rengini almış, güneşin bile kıskanacağı bir zariflikle etrafa ışık saçıyordu. Bu muazzam ateş kalbimin en ücra köşelerinde bile kolayca unutulamayacak kıvılcımlar yaktı. Dudağının hemen kenarında beliren o zarif kıvrımlara ufak bir gülücük kondurmak için nele...

Kaybettim: Birkaç Duygu, Biraz Aklımı ve Bu Hikayenin Sonunu

Kaybettim: Birkaç Duygu, Biraz Aklımı ve Bu Hikayenin Sonunu    Pazar günlerinin en sıradanına uyanmış olmalıyım.  diye düşündü. Yapacağı her şey aynıydı. Söyleyeceği ilk söz belliydi. Gün boyunca ne zaman gözünü ovuşturacağının bile zamanının, önceden kararlaştırıldığını düşünüyordu. Ama beklemediği bir şey oldu. İkinci esnemesi ve ilk yüz yıkamasının arasındaki o kısa vakitte yatağına dönüp akşamı beklemeye karar verdi. Çünkü benim hikayelerim hep gece vakti gerçekleşiyordu.  O gün gökyüzüne baktığında fark etmişti. Her gece orda bulunması gereken parlak yıldızlar kendini gizliyordu. Acaba kimin ışığından bu kadar çekindiler?  diye düşündü. Eminim böylesine muazzam bir görüntüyü bir kez bile görsem, ömrüm boyunca hiç unutamayacağım en özel hayal tuvalini doldururdu.  Daha önce de söylemiştim, onun için hayal tuvalleri çok olasıydı. Ama bu seferki heyecanı farklıydı. Onu en çok etkileyen "Mutlu Bir Bahar" isimli tablo tamamen yıldızlardan oluşuyordu. Yıldı...

Zengin Çulsuzlar - Şık İnsan Müsveddeleri

Şık İnsan Müsveddeleri "Üzgünüm Henrick, çulsuzun biri bana ne kadar da kendimi beğenmiş olduğumu söyledi. İnanabiliyor musun?" Hızlı hareketlerle paltosunu çıkardı. "Bunu söyleyenin bir çulsuz olduğundan emin misiniz, efendim?" İhtiyar adamın yüzü her zamanki gibi sorgulayıcıydı. "Elbette! Şık paltosunun içindeki bir beyfendiydi, yani bir çulsuz olduğundan tamamen eminim." Açılmak bilmeyen çantasını zorlamaktan vazgeçip sandalyesini geri çekti. "Ne fark eder Henrick? Hem demek istediğim; o insan müsveddelerinin hepsi de narsistin teki, ben en azından narsist olduğumu kabullenebiliyorum. Hepsi kendini beğenmekten başka bir şey yapmayan hayvanlar. Diğerlerini yargılamak ve kendini beğenmek, hepsi bu..." konuşurken yaşlı adamın yüzüne bakmaktan özellikle kaçınıyordu. Yeni keşifler yapmış bir çocuk edasıyla sandalyesinden kalktı. "Hem, hem... Nasıl kendimi sevmememi beklerler ki? Çoğundan daha zekiyim, ödüllü sanatçılar eserlerimden faydalanm...

Ölümsüz Adamın Korkusu

Ölümsüz Adamın Korkusu Adeta ölümsüz bir insanın sabrına sahibim. İzin verirseniz açıklayım. İnsanların varoluşundan beri kimse böyle bir insanın kaybettiği kadar çok şeyi kaybetmemiştir, eminim. Bu yüzdendir ki o sabırın kırıntısını bile barındırmaz, sabretmeyi gereksiz bulur. Sahip olduğu şeylerin yaşadığı tam o anda değerlendirilmesi gerektiğinin farkındadır. Eğer kendini böylesine bir hazcılığa alet etmezse, bitmek bilmeyecek ömrünü umursamazlık ve karamsarlığın en doruk noktasıyla geçirmek zorunda kalacaktır. Her saatin her dakikasını, her saniyesini, her salisesini hatta bizim gibi zaman algısı kısıtlı aciz insanların algılayamayacağı nice küçük zaman birimlerini en iyi şekilde hazmetmek için; o, bu zamansal karmaşanın her bir lokmasını dişleriyle en az 15 kez ısırmak, dilinin her bir noktasına o anın tadını getirmek ve hiçbir malzemeyi bile kaçırmamak zorundadır. Böyle işlemlerin yapılması da asla istemsiz bir reflekse dönüştürmemeli, farkındalığını her daim korumalı...

Adam, Madam ve Polis Şefi - Çay Saati Cinayeti

Çay Saati Cinayeti "Günaydınlar" şendi Adam. İç geçirmekle yetindi, Yalnız Madam "Bir sorun mu var?" dedi, Polis Şefi. Daha gezmemişti iki katlı evi. Bir ceset yatardı bu evin altında Yaklaşık bir insan ebadında Kan mı? Madam temizdi İnatçı lekeleri hiç sevmezdi. "Çay ikram etmemi ister misiniz? Sonuçta evimize hoş geldiniz." Polis Şefi çocuk gibi neşelendi Malum çay vakti adettendi Adam, Şefi salona geçirdi Madam telaşlı ve biraz gergindi Karga, kafesinde uçtu da uçtu Söylemedim mi? Ailenin kargası pek hoştu "Ne kadar da ilginç bir hayvan, Nerden alabilirim, kendime bundan" Adam düşünmeden konuştu "Benim değil, bir komşumundu." Şefin merakı hayli arttı Adam kendi kuyusunu kazmıştı "Komşunuz ne iş yapıyor acaba?" "Sadece yatıyor orada burda!" "Paraya ihtiyacı olmuyor mu hiç?" "Pek bir endişesi yok, kendisi hariç!" "Ne kadar zor bir hayattır, kim bilir?"...

Ne değişti? - Sebep

Sebep "Nedir ?" diye sordu genç oğlan. Yeşile vuran kahverengi gözleri sakindi. Daha çok saftı, deneyimsizdi. "Bana ne söylemek istemiştiniz?" merakla bir kaşını kaldırdı. Sorunun cevabını beklemeden arkasını döndü. Yüzü yorgundu. Gülümsemediği vakitler kızgın bir görüntü kaplardı yüzünü. Şuan da kaşları çatıktı."Haf Hanım be-". Elleriyle ağzını kapattı. Parmaklarının uyguladığı baskı ve ağzından çıkanların verdiği utanç yanaklarının kızarmasına sebep oldu. Boynunu rahatsız edici bir görüntü aldı. Omurgası isyan edercesine vücudundan çıkmaya çalışıyordu. Gözlerini yerden kaldırmadı. Kapı sertçe çarptı. Bir süre nefesini tutu ve öyle kaldı. Ürkekçe kapıya baktığında odada yalnız başınaydı. (***) Şatafatlı kamarasından dışarı hızlı bir adım attı. Ayaklarının açılması ve ciğerlerine biraz temiz hava dolması için güverteye çıktı. Uçsuz denizi gördü her şeyden önce. Etrafını sarmıştı. Midesinin bulantısına alışmıştı. Uzun vakitler geçmişti gemide ama...

Günümüz Sohbetleri - Bir Ömür Meram

Bir Ömür Meram Bay P: "Bütün bu yaşamak gürültüsü içinde ruhun vazifesi o kadar azalıyor ki" Bay A: Geriye ne bıraktığınla kalıyor sadece. Bazen bir kitap, bir çiçek veyahut bir insan. Onlar da büyüyor, filizleniyor. Böylelikle ruhun sonsuzluğa ulaşıyor. Bayan Ö: Ya bir şey bırakamazsan. Yok olup gider misin bu karanlıkta, yoksa karanlık dedikleri şeye mi dönüşürsün? Bay A: Az önce Oğuz'la da konuştuk bunu, ne tesadüf. Bayan Ö: Bir çiçek bile bırakamadığını düşün. Bay A: Seni gören bir kişi için bile bir fikir bırakmışsındır beyninin derinliklerinde. Bayan Ö: Sandığımızdan çok yaşıyoruz. Yaşadığımız her an etkiliyoruz. Bay A: Gerektiğinden çok yaşıyoruz. Yaşadığımız her an etkiliyoruz. Bayan Ö: Gerektiğinden çok hayallerimizden az... Belki de hayal ettiğimiz kadar yaşıyoruz. Bay A: Ve hep en çoğunu hayal ediyoruz. Bayan Ö: Çünkü köpek balığı yüzmeyi bıraktığında nasıl batıyorsa biz de batıyoruz gerçek dediğimiz bu büyük yalanda. Bay A: Aslında hiç...

En İçten Sevgilerimle

Okumadan Önce Kısa Bir Not: Normalde yayınlamayıp kendi yazı defterimin arasına saklayacağım bir yazı bu. Ama eğer bunu paylaşmazsam, başka yazılarımın da asla yayınlanamayacağını düşünmek beni rahatsız etti. Sizden tek isteğim bu yazıyı bir "yardım çığlığı" , bir "yakarış" veya bir "sesleniş" olarak görmeniz değil. Kendi düşüncelerimi dizginleyemediğim zamanlardayım. Bu yazıyı yazmaya gerçekten ihtiyacım vardı. Ama bu sefer sizin için değil bu yazdıklarım. Kendime yazdım, sadece kendime özel. Bu tür durumlarla nasıl yüzleşebileceğimi kavramaya başladım artık. O yüzden korkmuyorum. Çok fikir var, çok asılsız söz var. Umalım da, başka yazılarımın başka insanları etkilediği gibi kendimi de etkileyebilirim. (Belki de mektup yazmayı bırakmamalıydım. Uzun süreli bir alışkanlığın bozulması hiçbir durumda vücuda iyi gelmiyor. Havalar da yağmurlu. Hep yağmurlu. Günlük yürüyüşlere çıkmam ve okuduğum kitapları arttırmam lazım galiba.) -Unutmadan, bugün "yıl...

Müzikal Şehvet - Hayatım Hakkında Bazı Mülahazalar

 Hayatım Hakkında Bazı Mülahazalar Kendimden öylece uzaklaştım ki, tanınamıyorum haliyle. Alabildiğine benim aslında ama bir okadar da bir başkasıyım. Acaba gerçek benliğime mi dönüyorum, insanlardan uzak,kendime sakladığım; yoksa kayıp mı oluyorum, bilmediğim, daha önce tanıyamadığım, reddedip uzaklaştığım... Neyi arıyorum ki ben, neyi arıyorum da bulamıyorum? Olması gerektiği yerde olmadığını biliyorum ama bulamıyorum. Ne olduğunu bulamıyorum. Kafamın içindeki vurmalı çalgılar bile yoklar geride, hatırlarsın anlatmıştım daha önce. Geride bıraktıkları boşluğu görsen bir de, öyle eksiksiz bir boşluk ki. Düşüncelere bile yer kalmıyor, daha ne isteyebilirim... Güzel şeyler düşünmeme rağmen ağlamak geliyor içimden, bazen. Ama yanlış anlama, sakın beni demode aşıklarla ya da başıboş melankoliklerle karıştırma. Başka bir şey bu, başka bir veba. Kafka'yı da bu veba öldürmedi mi zaten? Verem demiş doktorlar ama ne arar. O zamanlar anlamamıştırlar bunun ne kadar büyük bir bela olduğ...

İhtiyacı Olan Bir Dost İçin - Kendime Mektuplar

10.09.2018 Son günlerde kendimi dış dünyaya  kapattım. Düşüncelerime ördüğüm bir duvara dönüştü duygularımla ördüğüm eski, soğuk duvar. Benim tarafımda kimse var mı ? Küçük bir umut belki.  ___________________________________ 13.09.2018 Bugün yine bir tiyatro oyunundaydım. Kötü bir oyunculuk sergiledim ancak "O" o kadar rolüne kaptırmıştı ki kendini, bir gıdım bile şüphe duymadı. Yine kendimde istiyorum tüm spot ışıklarını. Ama elimde değil, gerçekten çok yoruldum. Huzurlu bir uykudan bile içimde bir ürpertiyle uyanıyorum artık. Ah keşke bunları başkalarına da gösterebilsem.  ___________________________________  17.09.2018 Uzun süredir konuşamadık. Bir çöküşteyim ama mantıklı bir sebep bulamıyorum kendime. Keşke havalar, o güzel aydınlığına kavuşsa. Ukalalık ettim. Tanrıdan mutsuz olmayı istedim. Umarım beynimin dizginlerini tekrar elime alabilirim. Vurmalı bir müzik aleti gibi kafamda yankılanıyor sesler. S...