Şık İnsan Müsveddeleri "Üzgünüm Henrick, çulsuzun biri bana ne kadar da kendimi beğenmiş olduğumu söyledi. İnanabiliyor musun?" Hızlı hareketlerle paltosunu çıkardı. "Bunu söyleyenin bir çulsuz olduğundan emin misiniz, efendim?" İhtiyar adamın yüzü her zamanki gibi sorgulayıcıydı. "Elbette! Şık paltosunun içindeki bir beyfendiydi, yani bir çulsuz olduğundan tamamen eminim." Açılmak bilmeyen çantasını zorlamaktan vazgeçip sandalyesini geri çekti. "Ne fark eder Henrick? Hem demek istediğim; o insan müsveddelerinin hepsi de narsistin teki, ben en azından narsist olduğumu kabullenebiliyorum. Hepsi kendini beğenmekten başka bir şey yapmayan hayvanlar. Diğerlerini yargılamak ve kendini beğenmek, hepsi bu..." konuşurken yaşlı adamın yüzüne bakmaktan özellikle kaçınıyordu. Yeni keşifler yapmış bir çocuk edasıyla sandalyesinden kalktı. "Hem, hem... Nasıl kendimi sevmememi beklerler ki? Çoğundan daha zekiyim, ödüllü sanatçılar eserlerimden faydalanm...
Birazdan anlamsı iki hikaye anlatacak sözlerim. İlki olasılıklarla bezenmiş, "Farklı olsa nasıl olurdu?" tohumları. Potansiyeli ve bakış açılarını hatırlatıyor bu hikaye bana, bu yüzden seviyorum. İkincisi biraz daha farklı. İç karartıcı, bunaltıcı, hatırlatıcı ve diğerinden daha da az akılda kalıcı. Bu hikayeler, boşlar, kabuklar. İçlerinde hiçbir ruh barındırmıyorlar. Ne güzeller esasen, ne de az da olsa anlamlı. Bana kalırsa duygusuz ve vakit kaybı: Sana söylemek istediğim çok şey var. Yapılacak çok şaka, anlatılacak çok olay, paylaşılacak çok anı İçimden gelmiyor şu vakit, ironiktir hayat Bir dans ritmi gördüm rüyamda, Yanımda sen vardın Bir ileri iki geri Elini kalbime kaydırdın Bir şeyler değişti sonrasında, Renkleri görür olmuştum Seni düşünürken buldum kendimi Beyazı aşkımla soldurdum Tablom, karmaşam Kargaşayı dışarı çıkarıcam Muzlu rulo, hayaller Kelimeler, kelimeler, kelimeler ------ "Keşke hiç aramasaydım" dedirttin ya bana Nerden bileyim ...
Nefis
YanıtlaSil