3 - Hedef Yağmur daha öfkeli yağıyordu. Nikos'un sesi de yağmur gibiydi. "Kimsin sen?" "Şimdilik bir yabancıyım. Birazdan hepinizi savuşturacak kişiyim. Ve ileride sizin yeni yoldaşınızım." "Akılda tutmak için ne kadar da uzun bir isimmiş." Nikos etkilenmiş gibi gözükmüyordu. Beyazı eksik sol gözü onu olduğundan daha korkunç gösteriyordu. Felix duruşunu değiştirdi. Su yılanı tutuşu. Şimdi balta uçlu mızrağı elinden düşürecekmiş kadar gevşek tutuyordu. Bu arkadaşı ikna etmek için normalde planladığımdan daha büyük bir şova ihtiyacım olacak, diye iç geçirdi. "Bana Felix diye seslen o zaman. Senin bir ismin var mı?" Yağmur ikisinin de saçlarının arasından akıp yeri boyluyordu. Nikos dudaklarını yaladı. Soruyu duymazdan gelerek sırtındaki yarım pelerini kenara fırlattı. "Hadi ama Nikos, yapma." Beran bu birbirinden ilginç grupta yağmurdan şikayetçi olmayan tek kişi gibi gözüküyordu. "Biliyorsun Beran, hak edilmiş bir cezayı vermek...
1 - Yaver Yağan yağmur senenin ilk yağmuruydu ve Maria, babasının yalan söylediğinden şüpheleniyordu. Atını yumuşak toprakta süren babasına daha sıkı sarıldı. "Bugün güzel bir gün olacak." Felix'in sesi kendinden emin çıkıyordu. Her kim olsa bu sözlere inanabilirdi ancak Maria değil. O babasını herkesten iyi tanırdı. "Değil mi, Shev? Bu yağmurda kıyafetleri yıkamana da gerek kalmayacak." “Evet, efendim Lordum Felix. Erel bize yağmurunu lütfetti.” Shev, Felix'e şefkatli bir bakış attı. Felix emin olmayarak kafasını salladı. Tanrıların isimlerine hakim değildi. Onun bilmesi gereken tek bir tanrı vardı ve onu çok iyi biliyordu: Mamai, Altın Mızrak. Maria, Felix’in mızrağını kavradığını gördü. Yağmura teşekkür etmek için bile Mamai’yi düşünüyor, bunu diğer soyluların yanında yapmasa iyi olur. Neyse ki Rubico’nun bu kesiminde soylulardan çok oduncular ve sıkkın İmparatorluk devriyeleri vardı. Asiler Karaktu’yu aşamamıştı ve Karaktu, Rubico’ya çok uzaktı. Maria,...
0- Onurdoğan: Giriş Sessizlik kapının açılmasıyla bozuldu. “Minik şövalyem, uyanmışsın.” dedi açık kapı pervazında bekleyen kadın. Kapının ardından gelen ışık bu karanlık ve küçük odayı doldurmaya çalışıyor ancak kadının siyah siluetiyle karşılaşıp vazgeçiyor gibi gözüküyordu. “Yol beklediğimden daha uzun,” Raimond gerinerek konuşuyordu. “Ve kamara beklediğimden daha küçük.” Yüzünün ve boynunun birden rahatsız edici bir kırmızıya dönmeye başladığını fark etti, neler saçmalıyorum ben, eğer evim dediğim o çukurdan çekip çıkarılmasaydım kim olurdum? Kadının karanlıkta yüzünü görememesini umut etti. Ben küçük bir haşereyim ve benim yerim de bunun gibi küçük, karanlık delikler. “Nelere layık olduğunun farkındayım, tatlı sör.” Kadın konuşurken karanlığın bir silueti olmaya devam ediyordu. “Rubico limanına vardığımızda seni sana yakışır bir hana götüreceğim.” Kadının sesi büyüleyiciydi. Raimond sadece sözlerini kullanarak insanların zihinlerini ele geçiren büyücülerin hikayele...
Nefis
YanıtlaSil