Şık İnsan Müsveddeleri "Üzgünüm Henrick, çulsuzun biri bana ne kadar da kendimi beğenmiş olduğumu söyledi. İnanabiliyor musun?" Hızlı hareketlerle paltosunu çıkardı. "Bunu söyleyenin bir çulsuz olduğundan emin misiniz, efendim?" İhtiyar adamın yüzü her zamanki gibi sorgulayıcıydı. "Elbette! Şık paltosunun içindeki bir beyfendiydi, yani bir çulsuz olduğundan tamamen eminim." Açılmak bilmeyen çantasını zorlamaktan vazgeçip sandalyesini geri çekti. "Ne fark eder Henrick? Hem demek istediğim; o insan müsveddelerinin hepsi de narsistin teki, ben en azından narsist olduğumu kabullenebiliyorum. Hepsi kendini beğenmekten başka bir şey yapmayan hayvanlar. Diğerlerini yargılamak ve kendini beğenmek, hepsi bu..." konuşurken yaşlı adamın yüzüne bakmaktan özellikle kaçınıyordu. Yeni keşifler yapmış bir çocuk edasıyla sandalyesinden kalktı. "Hem, hem... Nasıl kendimi sevmememi beklerler ki? Çoğundan daha zekiyim, ödüllü sanatçılar eserlerimden faydalanm...
Sebep "Nedir ?" diye sordu genç oğlan. Yeşile vuran kahverengi gözleri sakindi. Daha çok saftı, deneyimsizdi. "Bana ne söylemek istemiştiniz?" merakla bir kaşını kaldırdı. Sorunun cevabını beklemeden arkasını döndü. Yüzü yorgundu. Gülümsemediği vakitler kızgın bir görüntü kaplardı yüzünü. Şuan da kaşları çatıktı."Haf Hanım be-". Elleriyle ağzını kapattı. Parmaklarının uyguladığı baskı ve ağzından çıkanların verdiği utanç yanaklarının kızarmasına sebep oldu. Boynunu rahatsız edici bir görüntü aldı. Omurgası isyan edercesine vücudundan çıkmaya çalışıyordu. Gözlerini yerden kaldırmadı. Kapı sertçe çarptı. Bir süre nefesini tutu ve öyle kaldı. Ürkekçe kapıya baktığında odada yalnız başınaydı. (***) Şatafatlı kamarasından dışarı hızlı bir adım attı. Ayaklarının açılması ve ciğerlerine biraz temiz hava dolması için güverteye çıktı. Uçsuz denizi gördü her şeyden önce. Etrafını sarmıştı. Midesinin bulantısına alışmıştı. Uzun vakitler geçmişti gemide ama...
Yorumlar
Yorum Gönder