Şık İnsan Müsveddeleri "Üzgünüm Henrick, çulsuzun biri bana ne kadar da kendimi beğenmiş olduğumu söyledi. İnanabiliyor musun?" Hızlı hareketlerle paltosunu çıkardı. "Bunu söyleyenin bir çulsuz olduğundan emin misiniz, efendim?" İhtiyar adamın yüzü her zamanki gibi sorgulayıcıydı. "Elbette! Şık paltosunun içindeki bir beyfendiydi, yani bir çulsuz olduğundan tamamen eminim." Açılmak bilmeyen çantasını zorlamaktan vazgeçip sandalyesini geri çekti. "Ne fark eder Henrick? Hem demek istediğim; o insan müsveddelerinin hepsi de narsistin teki, ben en azından narsist olduğumu kabullenebiliyorum. Hepsi kendini beğenmekten başka bir şey yapmayan hayvanlar. Diğerlerini yargılamak ve kendini beğenmek, hepsi bu..." konuşurken yaşlı adamın yüzüne bakmaktan özellikle kaçınıyordu. Yeni keşifler yapmış bir çocuk edasıyla sandalyesinden kalktı. "Hem, hem... Nasıl kendimi sevmememi beklerler ki? Çoğundan daha zekiyim, ödüllü sanatçılar eserlerimden faydalanm...
Soğuk Ülkenin Çocukları Kışa tepki göstermek niyetiyle, olmayan seslerini duyurmanın tek yolunu bulmuşcasına, adeta bir zırh gibi giymişti yeşil rengini ulu çamlar. İnat etmeyi bir saniyeliğine bile bırakmanın tüm benliğine ters düşeceği bir çocuğun direncine sahiptiler. Tekinsiz rüzgarın hiddeti ile kazandıkları bu direnç onları korkusuz gösteriyordu. Gövdeleri de görüntülerinden farklı değildi. Her daim bu görüntüyü korurlar ama gelişmeyi de bırakmazlardı. Hep daha büyük, hep daha güçlü, her zaman nefes kesici. Bugün de sıradan kış günlerinden biriydi, çamlar gibi, sadece sıradan. Küçük kardeş tökezledi ve kaybolan dengesi yüzünden yumuşak karların arasında sertçe yuvarlandı. Tüm vücudu yavaşça titriyordu. Kendini soğuğa teslim etmeden önce vücudun son çırpınışıydı bu. Küçük elleri güneş battığından beri en ufak hareket belirtisi bile göstermemişti. Ellerinin soğukluğunu hissetmiyordu artık. Bunun içini rahatlatmaması gerektiğini; ellerinin kontrolünü kaybetmenin, soğ...
Yorumlar
Yorum Gönder