Ne Hoş Yaslandığım sokak lambasının soğukluğunu hissetmiyordum artık. Gözlerimi gökyüzünden indirdim -ay ve yıldızlarla kaplıydı dünün aksine- ve sonsuzluğa uzanan sokağa baktım. Boynum tutulmuştu. Ne zamandır burdaydım ? Kepenkler kapalıydı, demek ki yemek saati geçeli epey olmuştu. Tenime dokunan kar taneleri ve sessiz nefes alışlarımla yalnız başımaydım. Çok garip, herkes nerdeydi? Birden sokak arasından, karanlıktan, bir çift fırladı. Ah evren her zamanki gibi benimle alay ediyordu. Çift bir acele içindeydi. On ları yarım kalp atışı içinde unutmuştum çünkü karanlıktan ne kadar korktuğumu hatırladım. Ama neden korktuğumu, ne zamandır korktuğumu hatırlamıyordum. Acaba beynim benimle oyun mu oynuyordu ? Karanlığa uzun süre baktım. Sanki karanlık beni istiyordu da köreltici beyaz ışık engelliyordu bu hiddetli yaratığı. Gerçekten de bir yaratık mıydı karanlık ? Yıllar boyunca sadece ve tek başına karanlıktan korktukları için mi onu aydınlatmak istedi insanoğlu ? Hayır, karan...
Eski Taksi Taksinin kapısının açılmasıyla içeriyi soğuk bir esinti doldurdu. Sezer, eski yumuşaklığını kaybetmiş koltukta rahat bir oturuş bulmaya çalıştı. "18. Cadde'ye". Araba, sanki gecenin bu geç saatinde bir yolcu almaktan duyduğu şikayeti haykırmak istercesine, bir homurtu çıkardı. Gece vardiyalarının birini bile kaçırmayan bu eski arabanın hala çalışması bir mucizeydi. Eski günlerinden eser kalmayan yaşlı arabanın boyası soyulmuş, motorları paslanmış, farları parlaklığını kaybetmişti ancak kontağın her çevirilişinde bunlara aldırmadan tüm gücünü ortaya koyuyordu. Durmayı sevmiyordu ama gün geçtikçe harekete geçmek zorlaşıyordu. Onun için kendini beğenmiş diyebilirdiniz eskiden olsa. O halinden eser kalmamıştı şimdi. Tekrar hareket etmezse bir gün, geride kalacak olanların ondan daha büyük bir sıkıntıya gireceğini biliyordu. "Gününüz nasıl geçti?" Sezer dikiz aynasından, onu düşüncelerinden uzaklaştıran bu yabancıya baktı. İçinde bir hiddet oluşma...
3 - Hedef Yağmur daha öfkeli yağıyordu. Nikos'un sesi de yağmur gibiydi. "Kimsin sen?" "Şimdilik bir yabancıyım. Birazdan hepinizi savuşturacak kişiyim. Ve ileride sizin yeni yoldaşınızım." "Akılda tutmak için ne kadar da uzun bir isimmiş." Nikos etkilenmiş gibi gözükmüyordu. Beyazı eksik sol gözü onu olduğundan daha korkunç gösteriyordu. Felix duruşunu değiştirdi. Su yılanı tutuşu. Şimdi balta uçlu mızrağı elinden düşürecekmiş kadar gevşek tutuyordu. Bu arkadaşı ikna etmek için normalde planladığımdan daha büyük bir şova ihtiyacım olacak, diye iç geçirdi. "Bana Felix diye seslen o zaman. Senin bir ismin var mı?" Yağmur ikisinin de saçlarının arasından akıp yeri boyluyordu. Nikos dudaklarını yaladı. Soruyu duymazdan gelerek sırtındaki yarım pelerini kenara fırlattı. "Hadi ama Nikos, yapma." Beran bu birbirinden ilginç grupta yağmurdan şikayetçi olmayan tek kişi gibi gözüküyordu. "Biliyorsun Beran, hak edilmiş bir cezayı vermek...
Yorumlar
Yorum Gönder