Yıldızsız Gece Sadece ben bilebilirim Gerçekten, Senin neler hissettiğini Öyleyse okyanustan mı çıkıp Geldi, Bu demode aşk sözleri Sorsalar bile göremez Onlar, Kafamın içi, yelkensiz bir gemi... Dürüst olsan bile Sana güvenemem ki "Sırrın bende güvende, Kalbimin en derininde" Hayallerim nereye Gitti, Uyurken kalbin hala yerinde mi? Aynada görüyorum geceyi Yüzü ise hep kederli Mum alevleri kalıbını eritti Mütemadiyen bizi terk etti Gece olmadan ne kadar değerli yıldızlar? Anlamları çocuk düşleri kadar Gerçekten Geldi Onlar, ve Gitti Siyah Kargalar ______________________________________________________ Thanatos (Ölüm Güdüsü) aslında ölümle birebir alakalı bir kavram değildir. Daha çok okyanusun ortasında her şeyden uzakta sırt üstü yatmakla bağdaştırılır. Ya da Freud'un orjinal tanımıyla, ana rahmine geri dönebilmek yani var olmama ...
Yeni Tablo Birçok adı olan arkadaşımla karşılaştım bu sabah. Yine siyah amerikan tütününü içiyordu. Yaşlı bir adamdı. Yüzündeki kırışıklıklar her nefes alışıyla ritmik hareketlere başlıyordu. Büyük bir burnu vardı ve kafasındaki saçlar onu çok uzun zaman önce terk etmişti. Modayı takip ettiği için, kelini kapatacak en şık şapkaları seçerdi hep. Bugün mavi bir takım giyiyordu, gökyüzü gibi masmavi. Yanına oturdum, başını çevirmedi. Derince bir nefes alıp rahat bir şekilde arkama yaslandım. "Günaydın abi, ve iyi geceler." Paltomu çıkartıp arkama astım. "Ne oldu biliyor musun, abi? Yine ödemeyi alamadım. İşverenim tarihi erteleyip duruyor." Yüzüme bakmıyordu ama sinirli olduğumu anlasın diye sesimi yükseltiyordum. "Nasıl herifler bunlar. Tanrım, umarım bana bir çıkış yolu gösterirsin." Gözünün ucuyla bana baktı ve iç çekti. Gün ışığında pembemsi bir renk almıştı gözü, yeni açmış kiraz ağaçları gibi pembe. Bir şeyler mırıldandı ama sesini duyam...
Ne Hoş Yaslandığım sokak lambasının soğukluğunu hissetmiyordum artık. Gözlerimi gökyüzünden indirdim -ay ve yıldızlarla kaplıydı dünün aksine- ve sonsuzluğa uzanan sokağa baktım. Boynum tutulmuştu. Ne zamandır burdaydım ? Kepenkler kapalıydı, demek ki yemek saati geçeli epey olmuştu. Tenime dokunan kar taneleri ve sessiz nefes alışlarımla yalnız başımaydım. Çok garip, herkes nerdeydi? Birden sokak arasından, karanlıktan, bir çift fırladı. Ah evren her zamanki gibi benimle alay ediyordu. Çift bir acele içindeydi. On ları yarım kalp atışı içinde unutmuştum çünkü karanlıktan ne kadar korktuğumu hatırladım. Ama neden korktuğumu, ne zamandır korktuğumu hatırlamıyordum. Acaba beynim benimle oyun mu oynuyordu ? Karanlığa uzun süre baktım. Sanki karanlık beni istiyordu da köreltici beyaz ışık engelliyordu bu hiddetli yaratığı. Gerçekten de bir yaratık mıydı karanlık ? Yıllar boyunca sadece ve tek başına karanlıktan korktukları için mi onu aydınlatmak istedi insanoğlu ? Hayır, karan...
Yorumlar
Yorum Gönder